Uludere’de Dersim(i)zi Aldık mı?

Devlet bazen öyle, bazen böyle “kusurlu” davranabiliyormuş…

Bazen isyanın bastırılması sırasında, kurunun yanında yaş da yanabiliyormuş. Dersim’de olduğu gibi…

Dersim İsyanında da, Koçgiri İsyanında da, daha kaç isyan varsa ve isyanın bastırılması sırasında can veren kaç masum varsa devlet o ailelere elini uzatmalıdır.

Devlet o mazlumlardan özür dedilemelidir. Ama mazlumlardan özür dilemelidir, halkı isyana tahrik edenlerden, Devleti tahkir edenlerden değil…

Demek ki neymiş?

Büyük lokma yiyip büyük laf etmemeliymiş insan.

Hele hele asla tarihle oyun olmazmış ki, tarihi; küresel sermayenin emri ile kürsülerden nutuk atanlar değil, bizzat Allah’ın kendisi yazarmış.

Tarih dediğin; Dünya denilen mekânda, millet denilen toplumların evlatlarının, kolektif faaliyetlerini not ettiği bir süreçtir.

Tarih; kendisine karşı riyakâr olanı asla affetmez, tarih yapanları asla satmaz…

Tarih; geçmişten günümüze kadar uzanan millet serüveninin bir köprüsüdür, kürsülerden lafla bombalamayla onu imha edemezsiniz.

Tarihe; konuşarak değil,olaylara yön vererek ve zaferlere imza atarak mal olabilirsiniz, aynen Atatürk gibi…

Üç kişi bir araya gelerek“gömelim gel seni tarihe, desem sığmazsın” evcilik oyunuyla “Bedrin Aslanı”olunmuyormuş demek ki!

Şayet olunsaydı bu “ Uludere”olayını yaşamazdınız…

Bu “Uludere” faciası; İlahi adaletin hakkınızda düzenlediği bir fezlekedir.

Tarih, hakkınızdaki dokunulmazlık zırhını şimdiden kaldırdı bilesiniz…

Neden kaldırdı, Dersim’de olanneydi?

Devlete vergi vermeyen, askerini boğazlayan, otoriteyi sarsan, devlet içinde devlet gibi davranan birileri halkı isyana sevk etmiş, Devlet de, nefsi müdafaa yapmıştı.

Yani, öyle kürsülerden halkın kafasına yerleştirmek istediğiniz gibi Atatürk; “İsmet, canım sıkılıyor, hadigel de Dersim’de falan bi katliam yapalım” dememiştir.

Yaşanılanlardan büyük bir keyif aldığını da gören- duyan olmamıştır.

Peki, Uludere ‘de sivil otuzbeş kişinin ölmesinin sebebi nedir, siz mi bombaladınız sivil kaçakçıları?

Orada bombalarla yananların hesabını kim verecek?

Dün sözcülerden birisinin açıkladığı üzere olay terörle mücadele kazası mıdır?

Olabilir.

Olabilir de, bu kaza dediğiniz size has bir İlahi mazeret midir?

Sizin döneminizin kötüleri, iyileri ve işgüzarları var da, Cumhuriyetin kuruluş döneminin ve sonrasının yok mu?

Sizinkiler kaza da, onlarınkiler neden katliam?

Bu coğrafya sancılı ve zor bircoğrafya.

Burada devlet kurmak, süslü nutuklar atılarak başarılan bir şey değildir.

Son bin yılda, sadece Süleyman Şah, Osman Gazi ve Gazi Mustafa Kemal başarabildi bunu.

Başbakan mı, Vezir-i Azam mı?

Sizden evvelkini hatırlayan bile yok.

Şimdilerde, uğruna birbirinizin kuyusunu kazdığınız o Reis-i Cumhurluk makamını da, evvela bu millete ve dolayısı ile size armağan eden de Osman Gazi kadar Gazi olan, Mustafa Kemaldir…

Şu Uludere olayının; ilahi adaletin bir tezahürü olduğunu anlamış olmalısınız.

Durduk yere arı kovanına çomak sokarak, zaman zaman milli birliğimizi parçalamaya yönelik hamasetinizin faturasını da, İki buçuk Kürt dostunuzun “Açılım” fantezisinden esinlenerek giriştiğiniz icraatların da faturasını millet ödüyor.

Bakın “Kürtler ne istiyorsa vereceğiz”demenizin üzerinden bir hafta bile geçmedi.

Veremezsiniz, Zana bağımsızlık,Kışanak devlet istiyor.

Neyi veriyorsunuz, kimin malını kime veriyorsunuz?

Vatana ve millete sadakat ile bağlı Kürt kardeşlerimizi tenzih ederek söylüyorum, Kürtler; kaçak elektrik, kaçak mazot, kaçak sigara istiyor.

Vergisiz, faturasız, beleşten bir hayat istiyor, Uludere’de bunun için vuruldular.

Sınırdan aşırmaya çalıştıkları kaçak malzemenin vergisini PKK’ya veriyor, zehrini bize kusuyorlar.

Şimdi anlaşıldı mı bu ülkede terör neden bitmiyor, bitmesi neden istenmiyor?

Şimdi anladınız mı her hata yapan askerin, subayın hain olmadığını?

Artık anlamış olmalısınız; kendi tarihinize soykırımcı muamelesi yapmanızın vebalinin büyüklüğünü.

En son bu Dersim olayını dilinize dolamıştınız ki, sağlığınız bozuldu, Uludere’de siviller bombalandı, içinizden birileri altınızdaki sandalyeyi tekmeledi.

Bu, tarihin ya da, talihin çok açık bir şekilde son on yıla düştüğü şerh olsa gerek…

Dün tarih yeniden bir milat yaşadı; Kimilerine göre iki yıl içinde Kürtler bağımsızlık ilan edecek, kimine göre de “ne hakları” varsa vereceksiniz…

Ömür dediğin şey öylesine kısa ki; Yarın neyle karşılaşacağız, bilemiyoruz.

Bilemediğimiz için, eğri oturup doğru konuşalım / Büyük lokma yiyip, büyük laf etmeyelim.

Bu son olay Dersim(iz)olsun, olsun ki; kimse makamında oturduğu devlet büyüklerinin, milletin istikbaline yaptığı katkıyı unutmasın…

Çıkıp da iki üç dalkavuk alkışlayacak diye, (Ermeni Diasporası) gibi soykırım-soykırım! diye tutturmasın…

Kürşat TECEL
http://www.haberiniz.org

iskaraman hakkında

İnanmış Bir Çılgın Türk
This entry was posted in Uncategorized. Bookmark the permalink.

Yorum yapın

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Değiştir )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Değiştir )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s